22 Haziran 2012 Cuma

Ay ASLAN'da - SALOME'nin Örtüleri ...

''Zeitgeist'' yani 'Zamanın Ruhu'' ... işte bunu anlatır bize gökler. Yukarıda nasılsa, aşağıda da öyledir... Bu aralar Salome'nin Peçeleri düşüyor birer birer ayağımızın dibine... Yanılsamalarımızla bazen komik, bazen hayret bazen hüzün bazen de acı veren yüzleşmeler yaşıyoruz. Bugün Ay'ın Aslan'daki yolculuğu nedeniyle 'imajımız ve duruşumuzla' ilgili yanılsamalar konusunda çarpıcı dersler alabiliriz! Neden mi..?

İkizler'deki Venüs bu aralar sahnenin yıldızı! ''Cilveli Haspa'' desek yeri vardı kendisine normal bir zaman olsa ;)  Oysa... hem Retro, hem de üzerindeki görev büyük; dünyanın tireşimini değiştiren bir geçişi yönetmekte ustalıkla!

Özünde ''Yaratıcı İlham''dır demiştik Venüs için... Ama ete kemiğe bürünmüş haliyle Herod için dans eden Salome'dir  o; bizi baştan çıkartıp peşinden sürükleyen bütün ''cazibeleri'' kendinde bütünlemiş bir afet-i devrandır... Ve büründüğü örtüler türlü renktedir. Güzellik de vardır hamurunda, lüks tutkusu da, sahip olma arzusu da, haz da, kıskançlık da, açgözlülük de...  Salome'nin dans ederken fırlattığı her bir peçenin rengine, parfümüne, rüzgarına kapılır ve her birini gözümüze perde, özümüze örtü yaparız. Ayağımızın dibine düşüp bizi çıplak ve savunmasız bıraktığını farkettiğimizde çok geçtir! Ama cahilliktir insan motorun benzini :))) ''Cehalet iki yüzlü bir kılıçtır der'' bir Çin Atasözü... O bizi hataya sürükleyen ve öğrenmemizi sağlayan vesiledir! 

Ters gittiği için ''haspa'' bizi hep ''eski'' yanılgılarımızın tuzaklarına düşüyoruz bu aralar! Uranüs'ten aldığı ılımlı destek, onu daha kıvrak daha oyuncu yapıyor :))) Eskiyi boyayıp, cici bir pakete koyup sürüyor önümüze... Chiron, Pluto ve Neptün'den aldığı sert açılar da, çıplak kaldığımızı farkettiğimiz anda yaşanan hayalkırıklığı, kızgınlık - başkalarına ama en çok kendimize - ve bununla birlikte doğan SAĞALMA FIRSATI'nı oluşturuyor.

Ay'daki Aslan'ın zaafı nedir derseniz... Tıpkı bir KRAL gibi kendini beğenme tutkusudur! Ay'ın hüzünlü boşluğunu, gurur, ihtişam, debdebe, hayranlık uyandırıcı jestler, altın pırıltıları saçan şampanya kadehleri, parfümlü köpük banyoları, şövalye-vari görünüp anlamsız bir inada meyledebilen çıkışlarla doldurur... Dirhem dirhem satmaya çalıştığınız şeylere iyi sahip çıkın bugün! Dirhemi altından örtüsü ipekten olan cazibe unsurlarına da dikkatle yaklaşın!

Kimseye yüksekten atıp tutmayın... tutamayacağınız sözü vermeyin... her aralık kapıdan girmeyin... her iltifatı samimi sanmayın... kendinizi boş boş övmeyin... kendini her övene kanmayın... her içinizin çektiğini almayın... amaçların araçları temize çıkartmadığını sakın ama sakın unutmayın! ''Haklı'' bir nedenle de olsa, kimseyi baştan çıkartmaya kalkışmayın...

Gerçi ne desem boş :))) Neye zaafımız varsa gönlümüz bizi onun saçının tellerine takıp sürükleyecek bugün...

Salome'nin hikayesini de anlatmadan geçmemeli; Kral Herod, günahkar ve zalim bir hükümdardır. Onun hatalarını halk içerisinde dile getiren Vaftizci John'u hapise attırır. Ama aptal da değildir. Halk tarafından çok seivlen birini öldürmekle eline birşey geçmeyeceğini bilir! Salome hem güzel, hem de iffetli bir kızdır. O da Vaftizci John'u sevenlerden biridir. Ve kader ağlarını örer! John'un tamamen ortadan kalmasını isteyenler, Herod'u biraz ''Yaratıcı İlham'' ile teşvik etmeye karar verirler. Salome'nin 7-peçe dansı dillere destandır. Güzel kıza, eğer çok sevdiğin Vaftizci John'u hapisten kurtarmak istiyorsan, Kral Herod'un önünde dans et derler. Salome bunu severek kabul eder! Herod'un başı dönmüştür, Salome'nin dansından... Her bir peçe havada uçup ayaklarının dibine düştükçe ''Danset Dilber'im Danset! Dile benden ne dilersen... gönlünün arzusunu söyle, senindir!'' diye haykırmaktadır. Salome'nin son peçesi de yere düştüğünde Herod da iflah neyin kalmamıştır :))) Salome'yi oraya getirenler, sen diz çöktüğünde biz dileğini Kral'ın kulağına fısıldarız diye onu kandırmışlardır. Son örtüsünü de atmış olan Güzel Salome son olarak kendini de Kral'ın ayaklarının dibine atar. Ve tam bu sırada Herod'un kulağına ''Vaftizci John'un Kellesi'' sözcükleri fısıldanır! Kral kraldır ne de olsa... Sözünü tutmalıdır. Altın bir tepsi içinde getirilir az sonra Salome'nin önüne, istediği ödül...

Bugünün tepsisinden ne çıkacak bahtımıza, hep birlikte göreceğiz :) Kendimizi onurlandırmak isterken gururumuzun kırılabileceği, boş hevesler yüzünden iktidarımızın ya da sağlam yerimizin tehlikeye gireceği, olmayacak bir söz vermek yüzünden istemediğimiz hangi sorunun  önümüze sürüleceği ne tuzakları var bize hayatın... Acaba hangilerini es geçip, hangilerine ''ben seni tanıyorum ve almıyorum'' deyip yürüyecek, hangilerinin virtinine yapışıp kalacağız...

Ödülümüzün, FARK ETMEK ve İYİLEŞMEK olması dileğiyle...

Bu yazıya ne eşlik etmeli...
Elbette, OFRA HAZA'dan ''The Veil of Salome''




http://www.youtube.com/watch?v=NVl_RB90fKU&feature=results_video&playnext=1&list=PLE73B0DBF5CE4F500

Hiç yorum yok: